17 Aralık 2011 Cumartesi

Aynen Usta

Yalnızım diye üzülmüyorum..
Çünkü biliyorum, yalnız insanın ihanet edeni de olmaz.

16 Aralık 2011 Cuma

Pan'ın Labirenti

Gerçekler sizi sardığında, tek sığınağınız hayal gücünüzdür.

Gel ya...

Kalbin sikişmiyorsa, içten bir gülümsemeyi de becerebiliyorsan sıkıntı yok; gel ya...

Halet-i Ruhiye

Param yok, sigaram yok, yiyecek bir şeyde yok. Terkedilmiş misali; gelen de yok giden de. Telefon açtım, mesaj attım, halimi anlattım. Umursayan da yok, umursanılan biride. Bu hayatta tüm kalbimle sevdiğim tek insan var, yakında oda ayrılacak yanımdan. Düşmüşüm karanlık zihnimin en dibine, elimden tutup kaldıran da yok. Yalnızlığımı paylaşırım yine kendimle, anlatırım duvarlara anlatır gibi ruhuma, dinlerim kendi sesimden başka şekilde kendimi. Eyvallah en azından beni yalnız bırakmayan bir ben varım. Eyvallah her zaman yanındayım be çocuk, en güzel yalnızlığımla.

Sigmund

Bil ki, önemli değildir kaç kez yenildiğin... Unutma, asıl önemli olan, kaç yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin...

Yağmur

Her damlayı bir meleğin indirdiği söylenir. Yağmur göklerden gelen huzur. Toprak kokusu, melankoli aşılar ruhlara. Yağmur, kederlerimiz gibidir. Sıkıntıların en güzelidir. Koşarsan bırakmak istemez seni, daha çok ıslatır bedenini. Sakin ol yürümeye devam et. Islanırsın ama biter elbet.
Yüzüne çarpan her bir damla temizler ruhundaki kederi. Bedeninden akan sularla beslenen çiçekler artık daha güzel kokacaktır.
Yağmur, huzura kavuşmanın sıvı hali, hidrojen ve oksijenin aşkıdır adeta.

Derinlerde Bir Gezinti

İstenilen, arzulanan zevkler. Sonradan gelen pişmanlıklar. Ben bu değilim, hayallerim bunlar değil. Bedenim burada lakin ruhum yanımda değil.

Karanlıklar arasında kaybolmuş, benliğini arayan bir avare. Bir takım smokinli ucubeler sürüsü yaşanmışlık. Güzelliğin içindeki zehir. Kalbimde biriken karartı. Ben bu değilim, ruhum burada değil.

Seni seviyorum, seni istiyorum, sana gelemiyorum. Biliyorum her şey sende güzel, her şey sende sonsuz. Ama olamıyorum, yaşayamıyorum. İstiyorum fakat bulamıyorum.

Bağırmak, haykırmak, yıkmak sonra uzun uzun ağlamak isyitorum. Ağlamak senin için, beni bir kere daha kabul etmen için. Yol istiyorum pislikten arınmak, arzuladığım yolda yürümek için.

Hadi gel kurtar beni…

Böyle İşte.

Sokak adamı değilim lakin sokakları severim. Fakir değilim ama zengin hayatı da yaşamadım. Lakin zenginden çok fakiri severim. Aykırı bir hayatım olmadı, geceleri banklarda uyumadım, tinerci çocuklarla zaman geçirmedim, banka da soymadım. Siyasetle çok ilgilendim ama siyasi bir görüşü de benimsemedim. Sağcı da olamadım solcu da. Top peşinden çok koştum, ne yazık ki futbolcuda olamadım. Farklı olanı aradım, bu sebeple hep tahtadan çok tahta kurusunu izlemekle geçti zamanım.

"Bedava dakikam yarın bitiyodu da arıyım dedim" diyen arkadaşıma ananı götünden sikerim senin dedim, telefonu kapattım, numarasını sildim. Tavrım bu.

Bir Ayrılığın Anatomisi

dün gece, ağzından ağzıma fışkıran sözcükler
-bir ihanet nüvesi-
ve o gize bürünmüş yaşlı masal kahramanları
ve 'sen sus çocuk' gag'leriyle süslü tiratlar
ve perde kapandı! artık tiyatrolar hela olacak!

artık ayrıldık, aşkımız bir rüzgâr gibi geçti!
aşkımız bir günahtı, ve bir yaz günü bitti!
unut sana yazdıklarımı ve unut sevişmelerimizi
memelerini geri al ve geri ver penisimi

ulan istanbul! bu bana reva mıdır?
ulan o denli sevmişim, müstahak mıdır?
siktirip gidiyorum başınızın çaresine bakın
arabesk dinleyeceğim işte!
rakı içeceğim
intihar edeceğim
kıçınıza kına yakın!

Bazı Geceler



Bazı geceler vardır uyku tutmaz. Dışarı atarsın kendini, her şeyin sığdığı ceplerine sığmaz olur ellerin. Her altından geçtiğin sokak lambası sorguya başlar. Unutmak için çıktığın sokaklarda hatırlasın istemediğini. Bir an durursun bir sigara yakarsın.

Unutmak istersin ama öyle güzel hatırlarsın ki, lanet edersin kendine. O kadar güzel canlanır ki zihninde anıların. Yaşadıklarına söversin, yalnızlığına söversin hayata söversin.

Umut edersin, istersin, omuzuna dokunan bir el. Kaldırıma oturursun, gökyüzüne bakarsın. Dostun oradadır.O karanlık gökyüzü, alır senin de karanlığını. Toprağa akan göz yaşını bekletir toprak ana, senin çiçeklerinin daha güzel kokması için...



Hayal edersin, bir sigara daha yakarsın...

Uyan

Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene,
Kabahati; ne güneşte ne de ay da ara,
Gözlerindeki perdeyi arala...